Gâşiye Suresi
Adını, ilk âyette geçen ve her şeyi saran, kaplayan, dehşeti her şeye ulaşan kıyamet günü anlamına gelen ğâşiye kelimesinden alır. İlk gelen sûrelerden olup, Zâriyât sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. Bu sûrede kıyamet ve ahirete ait haberler vardır. ayrıca Allah'ın varlığını anlamaya yardım edecek bazı kevnî deliller serdedilmiştir. Hayatın bir plan ve program içinde akıp gittiği, bu akışın sonunda Allah'a varılacağı ve O'nun katında hesap verileceği anlatılır. 26 (yirmialtı) âyettir.
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
Hel etâke hadîsul gâşiyeti.
Gâşiyenin (heryeri kuşatıp kaplayacak olan korkunç felâketin) haberi sana geldi mi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ
Vucûhun yevme izin hâşiatun.
İzin günü zillet içinde olan yüzler vardır.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Leyse lehum taâmun illâ min darîın.
Onların yiyeceği dari’den (acı, pis kokulu dikenli ağaçtan) başka bir şey değildir.
لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ
Lâ yusminu ve lâ yugnî min cûın.
Beslemez ve açlığa da bir fayda vermez.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
Vucûhun yevme izin nâımetun.
İzin günü naîm (güzel ve parlak) yüzler vardır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
E fe lâ yanzurûne ilâl ibili keyfe hulikat.
Onlar hâlâ deveye bakmıyorlar mı ki, nasıl yaratılmış?
وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Ve ilâl cibâli keyfe nusıbet.
Ve dağlara, nasıl dik olarak yerleştirilmiş?
وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Ve ilâl ardı keyfe sutıhat.
Ve yeryüzüne, nasıl düzleştirilmiş (bakmıyorlar mı)?
فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ
Fe zekkir innemâ ente muzekkirun.
Artık zikret (hatırlat), sen sadece müzekkirsin (hatırlatıcısın).
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Leste aleyhim bi musaytır(musaytırın).
Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّى وَكَفَرَ
İllâ men tevellâ ve kefer(kefere).
Ancak kim (arkasını) döner ve inkâr ederse.
فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ
Fe yuazzibuhullâhul azâbel ekber(ekbere).
O taktirde Allah onu en büyük azap ile azaplandırır.